Kurumsal Hayattan Girişimciliğe

Kurumsal Hayattan Girişimciliğe

Ne güzeldi üniversite senelerimde her an modayı takip etmek, yeni ne çıksa görmek, her gün gençliğin nasıl giyindiğini takip etmek ve kendi tarzımı bulmaya çalışmak…

Derken üniversite bitti, ilk önce Londra’da yaşadım, o kadar güzel ki Londra’da moda. Tüm dünya (Avrupalı, Amerikalı, Afrikalı, Hintli….) ne giyiyor birebir günlük hayatımda görebiliyordum. Ama genel olarak gördüğüm hem çok şık hem de rahat bir modası vardı şehrin. Kimse farklılığıyla dışlanmıyordu, tam tersine tüm dünya modası harmoni içinde yaşıyordu. Londra düz ayak bir şehir, her yere yürünebiliyor, belki de bundandır, hiç abartı olmadan sade şıklık vardı şehirde. Ve ben de her geçen gün sadeleştikçe şıklaştığımı hissettim. Desenler azaldı, renkler düzleşti, topuklar azaldı, renklilik farklı şallara taşındı ama hep şıktı. Sosyal olarak da hem okula gidiyordum, hem kariyerimle ilgili iş toplantılarına gidiyordum hem de bol bol geziyordum ve aslında her ortamda giyebileceğim ortak bir gardırop oluşturmaya başlamıştım.

Kurumsal hayatta ofis kombinleri

Ve sonrasında finans dünyası hayatım başladı…. Siyah takımlar, beyaz gömlekler, ipek bluzlar, iş elbiseleri, lacivertler, siyahlar, topuklu ayakkabılar, her sabah makyaj, muhakkak ofiste bulundurulan bir ceket ve fular (erkeklerin çekmecelerinde ise hiç eksik olmayan 3 farklı renkte kravat)… Yatırım bankacılığı yaptığım 4 sene boyunca her geçen gün dolabımdaki kot ve kazak sayısı azaldı, kumaş pantolon ve etekler çoğaldı. Ve farkında olmadan, hafta sonları bile kumaş pantolon ve siyah elbise giymeye başlar oldum. Ama fark ettim ki bu şekilde olmayacak… bu kadar ciddiyet bana fazlaydı.

ceket gömlek pantolon topuklu

 

Girişimciliğe geçerken ofis kombinleri

Sonunda analistlik senelerimde çoğunlukla giydiğim gömlekler, biraz daha deneyim kazandıkça yerini bluzlara bırakmaya başladı. Artık siyah takımların içini daha renkli bluzlar almaya başlamıştı. Topuklu ayakkabılar yerini babetlere bırakmaya başlamıştı. Her ne kadar 4 senenin sonunda, ilk senelerime kıyasla işte de daha spor şık giyinmeyi başarabilmiş olsam da, haftanın 7 günü, evden çıkarken muhakkak şık olmam gerekiyordu. Tercihen spor ayakkabı yerine deri ayakkabı giymeliydim. Giyebileceğim en spor ayakkabı babet olmalıydı… Evet iyi hissediyordum, sade ve şıktım ama sanki kıyafetler yaşıma 5 sene fazlaydı….

Ve 2013 senesinde girişimci oldum. 27 yaşında, tarzını biraz daha iyi bilen, üniversite senelerinde modayı takip etmiş olan, Londra’da dünya modasını içine çekip her geçen gün sadeleşen, finans dünyasıyla ciddileşen ve tekrar sade ve şık olmasına rağmen esprili giyinmeye hazır olan bir kişi oldum….Son 1 senemde gardırobumda neler mi oldu?

Öncelikle eski takımlarım, siyah eteklerim, beyaz gömleklerim dolabımda her zaman duruyor olsa da, 1 sene boyunca sadece 1 kere siyah takım elbise giydim, ilk aylarımızda önemli ve ciddi bir toplantı içindi.

Sonrasındaki aylarda satış toplantılarına gitmeye başladım. Doktorburada.com’da doktorların yer alması adına sağlık kuruluşlarının üst düzey yöneticileriyle ve doktorlarla görüşmem gerekiyordu. Ancak o zamanlar da hep spor şık giyinir oldum, hatta toplantıya giderken ceket giysem de altımda kot oluyordu (tabii koyu renkli kot..). Topuklu ayakkabılar elbisenin altına giyilmiyordu, en fazla kotların ya da uzun farklı renkli kumaş pantolonların altına giyiliyordu. Elbise giymişsem altına cici babetler ya da düz çizme ve üstüme trenchcoat giyer oldum. Daha düz giyinirken renkli şallarım ve takılarım daha mutlu hissetmemi sağlıyordu.

elbisebabet  jean trençkot

Kariyerimi bırakmış, bir serüvene başlamıştım. Doktorburada.com’un her geçen gün daha da büyümesi için gece gündüz çalışıyordum, hala daha da çok severek çalışıyorum, ama hem sağlık kuruluşlarının hem de birlikte çalıştığımız tüm kurumların algısının benim girişimci ruhumu, kıyafetlerimde de görmesi hoşuma gider oldu.

İşte bu sebeple, artık her gün işe gelirken, hafta sonu da rahatlıkla giyebileceğim kıyafetleri giyiyorum. Tabii hafta sonları da şıklıktan ödün vermemiş oluyorum… Koyu ya da siyah kot altı topuklu ayakkabı üzerine şık bir bluz, gerekliyse güzel kısa bir ceket, balon etekler ve çizme, farklı renkli kumaş pantolonların üzerine sade ama cici bluzlar, elbiseler ve babetler artık gardırobumun çoğunu kaplıyor.

Her ne kadar finans dünyasındaki ciddiyeti üzerimden atmış olsam da o zaman giydiğim ceketler, şık bluzlar artık takım halinde değil, farklı spor kıyafetlerle kombinleniyor.

Ve mümkün olduğunca yeniden modada neler olup bittiğini takip etmeye çalışıyorum. Özellikle bu senenin modası olan kısa kabarık eteklerini çok seviyorum, çok cici ve güzel olduklarını düşünüyorum. Kadınlığı ön plana çıkarıyorlar bence.

Şimdilik sanıyorum bu kadar, ama tek bildiğim, insan hissettiği gibi giyiniyor, hissetmediği gibi giyindiğinde o kıyafetler ona fazla geliyor. Girişimci olmak hep isteğimdi, ve şimdi de girişimci ruhumu kıyafetlerimde yansıtmak beni çok memnun ediyor…

Sevgilerimle…

PAYLAŞ
Kurucu Ortak & Genel Müdür Yardımcısı, Doktorburada Mart 2013’ten itibaren Doktorburada’nın Kurucu Ortağı ve Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışan Pelin Anlı Bedirhanoğlu, 2009 – 2012 seneleri arasında Garanti Yatırım’da Özel Sermaye Sermaye (Private Equity) ekibinde yer almıştır. Garanti Yatırım’daki çalışmaları süresince 400 milyon Dolar ve 150 milyon Dolar büyüklüğünde iki farklı özel sermaye fonunun yapılandırılması, kurulması ve bu fonlar üzerinden Türkiye’de aktif olan şirketlere yatırım yapılması konularında çalışmış, sağlık ve bilişim sektörleri de dahil olmak üzere farklı sektörlerde, KOBİ seviyesindeki şirketlerden milyar dolarlık şirketlere kadar 1.000’den fazla şirketin yatırım potansiyeli olarak incelenmesinde görev almıştır. İzmir Amerikan Lisesi mezunu olan Bedirhanoğlu, 2008 senesinde Koç Üniversitesi Kimya Biyoloji Mühendisliğinden mezun olmuş ve sağlık ve finans sektöründeki stajlarını takiben 2009 senesinde Imperial College Business School, Londra’da İşletme Yüksek Lisansını tamamlamıştır.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK