Kurumsal Hayattan Sokak Modasına Değişmeyen Tek Şey Şıklık

Kurumsal Hayattan Sokak Modasına Değişmeyen Tek Şey Şıklık

Kurumsal hayatta aktifken biz “plaza insanlarının” her gün şık ve bakımlı olması gerektiğini düşünürdüm. Giyim tarzımız, presentabl olmanın gereği, işimizi tamamlayan bir parçaydı. Aslında bundan şikayetçi de değildim. Giyinmeyi, aksesuarları, stil ve trend takibini, yeni koleksiyonları keşfetmeyi, alışverişi, kısaca modanın kapsama alanını çok seven biri olarak işimi “şıklıkla” taçlandırdığımı düşünürdüm. Hatta kariyerimin bana olumlu getirilerini sayarken her gün güzel giyinip makyaj yapma fırsatı bulmayı da listeye eklemeyi unutmazdım.

sema mergen_sokak modası sema mergen_sokak modası 2

Şimdi kariyerimi daha iyi yerlere taşımak için çalışmaya mola verdiğim bir dönemden geçiyorum. Çok katlı plazalarda geçirdiğim mesai saatlerinde, dışarıda nasıl bir hayat olduğuna dair bilgim çok azdı, hep merak ederdim. Durum böyle olunca bu yeni dönemde günlük hayatın farklı aktivitelerine, farklı mekanlarına, farklı insanlarına, “merhaba” demek için altın bir fırsat yakaladım. Dahası koyu renk takım elbiselerime, gömleklerime, ceketlerime, klasik kesim eteklerime  bir süre bye bye deme fırsatı. Aslında tekrar kavuşacak olmayı planlamakla beraber onlardan yani “alışkanlıklardan” ayrılmak hiç kolay olmadı.

Kurumsal Hayattan Sokak Modasına

Bu fırsatları yakaladığım yeni dönemde edindiğim ilk ve en şaşırtıcı deneyim; etrafta, günlük hayatta da, aynı kurumsa hayatta olduğu gibi, şık ve bakımlı olmaktan vazgeçmeyen bir insan seli(!) olduğuydu. Hangi ara bu kadar çok insan modayı sevmeye başladı? Daha doğrusu hangi ara bu kadar çok kadın ve erkek giydiklerini kendine yakıştırmayı öğrendi? Güneş gözlüklerinden, çantalara, ayakkabılardan saç modellerine, ruj ve oje renginden tshirt desenlerine kadar düşünebileceğimiz her türlü detayda “sokakta şıklık” var. Öyleki; Instagram’da takip ettiğim dünyanın öbür ucundan bir moda bloggerını andıran bir kadın veya erkek İstanbul’da herhangi bir cafede otururken karşıma çıkıveriyor. Bir kitapevinde dergi seçerken dikkatimi çekecek bir parfüm kokusu duyup kafamı çevirdiğimde neredeyse dergi sayfalarındaki mankenlere yakın uyumda giyinmiş bir erkek veya kadınla karşılaşabiliyorum. Alıveriş merkezinde gördüğüm yemek için buluşmuş bir grup genç kız ve erkek, renk cümbüşü içindeki kıyafetlerinde sanki bir spor markasının reklam filmine hazırlanıyorlar.  Böylece takım elbise içinde “kartvizitli” şıklıklara olan alışkanlığım, büyük bir hızla günlük hayatın şıklığı karşısında değişime uğruyor. Bana kalansa bu hoş değişime “hoş geldin” demek.

Sokak Modası 201 Sokak Modası 202

Elbette genellemek çok yanlış, elbette özellikle büyük şehirlerde sosyoekonomik olarak farklı pek çok kesim var, ancak algıda seçicilik yaparak bakarsanız pek çok yaş grubundan insanın “giyinme özeninin” arttığını fark edersiniz. Bir ekonomist gözüyle yaklaşırsam, artan tüketim eğilimi ve iştahı, hızlı tüketim, ödeme şekillerindeki çeşitlik ve bunun yansımaları gibi ekonomik faktörler durumu tam olarak açıklamaya yetmez; genç nüfus, globalleşen dünya, değişen alışveriş alışkanlıkları, elektronik ticaret, kolay erişebilirlik, sosyal medya, moda ve magazinin hızlı yükselişi, markalar ve reklam dünyası, değişen algılar ve öncelikler, insan ilişkileri, toplumsal değer yargıları gibi pek çok dinamiği de işin içine katmak gerek sanırım.

Karşılaştığım bu yeni hayat ve toplumsal “modaseverlik”ten gerçekten çok hoşlandım. Kurumsal hayata dahil olmamak, günlük hayatta “bugün ne giysem?” sorusuna maruz kalmaya asla engel değilmiş, artık biliyorum. Günlük hayatta da şık ve bakımlı olmak artık olmazsa olmazlardan. Jean pantolonum takım elbisemden rol çalıyor. Taraf değiştirdim, jean’den vazgeçmeden şık olan saflara katıldım bir süredir, spor şık kombinler yaratmak günlük hayatıma renk katıyor. Dahası beyaz tshirt’ümün üzerine devasa parlak taşlı göz alıcı kolyem ve küpem bu aralar favorim, hem de ayağımda beyaz spor ayakkabılarım varken hem de saçım  şık spor bir örgü modeli ile buluşmuşken, daha neler neler var anlatacak…

Moda dolu, şık ve güzel günler bizim olsun, hem plazalarda hem sokakta…

oje- aksesuar jean - ayakkabı ofis şıklığı

PAYLAŞ
Uzun yıllar kurumsal hayatta finans sektöründe çalıştı. Borsa işlemlerinde Dealer, Bankacılık işlemlerinde Analistlik ve Ekonomistlik yaptı. Kurumsal hayata ara verdiği bu dönemde çok keyif aldığı tango dansı ile daha çok ilgilenme fırsatı buluyor. Dansın yanında tango blog yazarlığı yaparak tangoyu çok çeşitli yönleriyle anlatmaya çalışıyor. İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü mezunu olan Sema Mergen, ayrıca İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadi Enstitüsünde İşletme Enformatiği İhtisas Bölümünü bitirmiştir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK