Vitrin, İklim, Kombin ve Şarkılar

Vitrin, İklim, Kombin ve Şarkılar

Sözlükte vitrin kelimesi için şöyle bir açıklama var:

“İçine konan şeylerin görünmesi için yapılmış camlı dolap.”

Camlı bir dolap… Belki arkası kapalı, ön bölümü açık. Bizim vitrinimiz olsun bu. Arkasını paylaşmıyoruz vitrine bakanlarla, ön taraf yeterli. Arkası içimiz çünkü, gerçeğimiz, yok hemen oralara gelmeyelim. Önler iyi ama arkalar ı-ıh mı yoksa?

Ayrıca vitrin denince akıllara gelen şarkı sözümüz:

“Kendimi sakladım görmeyi bilenlere, vitrinime değil iklimime gelenlere” 

Sezen Aksu, bi acayip kadın, yazmış yine. Sözlerden anladığımıza göre sanki vitrin, aslında dışa gösterdiğimiz halimiz, kabuğumuz. Giydiğimiz harika kıyafetler, trendlere göre kesilmiş saçlarımız, son moda koyu renk rujumuz, mis gibi parfümlerimiz, odalara sığmayan ayakkabılarımız, kolumuza takıp havalı havalı dolaştığımız çantalarımız. Vitrinimiz bir şahane! Buna bakan bize bayılır. Ama Sezen, ”kendimi bu  şatafatın arkasında beni yani aslımı görebilecek olana sakladım” diyor. Bakmak ve görmek iki farklı şey. Baktığınızın ötesini görebiliyor musunuz? Aynaya baktığınızda bu harika görüntüyü içten bir gülümseme ve ışıl ışıl parlayan gözlerle tamamlayabiliyor musunuz? Dışınız ve içiniz uyumlu bir kombin oluşturuyor mu?

Sezen Aksu

Vitrinimizin bizi ne kadar yansıttığını, herkes gibi ya da  kendimiz gibi oluşumuzu bir düşünelim. İçimizdeki fırtınaları, neşeyi, çatışmayı, özlemi, acıyı, heyecanı giydiklerimize de yansıtırız bazen. Bizi biz yapan özelliklerimizi yani kendimizi özgürce ifade eder bunu da saçımızla, makyajımızla ya da kıyafetimizle yaparız. Bu yazı yazmak gibi bir şeydir çünkü içindeki neyse dışarı çıkar ve sen olursun, biriciksindir. Diğer yandan tamamen yaşadıklarını görmezden gelerek, sanki her şey normalmiş ve sen de bir farklılık yokmuş gibi davranıp, sürüden biri olursun. Herkesin rengini sürer, herkesin kazağını giyer, herkes tarafından o yıl karar verilmiş trendin peşine takılır, herkes olursun.

Delhi

Sezen’in iklim dediğine bir bakalım. Mutlu musunuz? En son ne zaman heyecanlandınız? Yüzünüz genelde güler mi? Hayatta yapmaktan en keyif aldığınız şey nedir? Kendinizi olduğunuz gibi ifade edebiliyor musunuz? Çalışıyorsanız, yaptığınız işi seviyor musunuz? En büyük hayaliniz nedir? Yaşadığınız yerde olan bitenlerden haberdar mısınız? Bedeninize iyi bakıyor musunuz? Bulunduğunuz yerden bir süreliğine kopup, başka kültürler başka insanlar görmeye cesaretli misiniz? Şarkı söyler misiniz? (Hem de o karga sesinize rağmen.) Yardım eder misiniz ihtiyacı olanlara? Doğayla aranız nasıl? İçinize bakıyor musunuz ara sıra, bağlantınız var mı?

Üretmekten çok tüketiyor muyuz? Nefes alıyor muyuz?

Berlin

Vitrinden görünen renkler iklimi yansıtmıyorsa, o renkler siyah beyaza dönüyorsa, vitrinin zenginleştiği kadar iklim zenginleşemiyorsa, kendimizin özel olan her santimini genele bulamış ve tek tip olmuşsak, cesaret edemiyorsak kendimiz olmaya, aynada başka içimizde başkaysak, o gözler ışıldamaz, o kombin tamamlanmaz.

Tamamlanmayan kombin kalmasın ama gerçek olsun renklerimiz!

Ayna

PAYLAŞ
Lisanslı eski yüzücü, iletişim stratejileri yüksek lisanslı çalışma ekonomisti, 10 yılı aşkın marka odaklı pazarlama profesyoneli, şair Turgut Kural’ın torunu, reiki master, Bitiyatro öğrencisi, Cemal Süreya, Tim Burton, Bedenict Cumberbatch ve Chopin hayranı, Hindistan aşığı, aslana akrep, kendini merak eden, olmazsa olmazı samimiyet olan, taksici gibi araba kullanan, seyahat eden, nefes almayı bilen, yazan-çizen, indie müzik, mantı ve yağmur sever bir kadın.

1 YORUM

  1. Keyifle okudum ellerine enegine saglik tatlim, manti yogurt seven kadin a bayildim , bende manti ama sarmisakli yogurt seven kadin.

BİR CEVAP BIRAK